14/7/2008 ·
BU BLOG http://yarenlerdiyari.blogcu.com/ ADLI BLOĞA KARŞI AÇILMIŞTIR. BENİM VE BİRKAÇ ARKADAŞIN BLOG VE SİTESİNDEN İZİNSİZ ALINTILAR YAPILMIŞTIR. ELBETTEKİ BİRÇOĞUMUZ KENDİMİZDEN BİRŞEYLER KATARAK BAŞKA YERLERDEN ALINTI YAPIYORUZ AMA KAYNAK BELİRTEREK. HATTA BİRÇOĞUMUZ YABANCI SİTELERDEN ALIYORUZ YADA ÜNLÜ ŞAİRLERDEN ŞİİR EKLEYEN ARKADAŞLARIMIZ VAR. BAŞKA YERLERDENDE ALSAK ARAYIP BULUYOR VE İLAVE YAPIYORUZ YORUMLARIMIZIDA KATARAK.  BU YUKARIDA BELİRTTİĞİM BLOG SAHİBİ ARKADAŞ BAZI YERLERDEN ALINTILAR YAPMIŞ HEM İZİNSİZ HEMDE KELİMESİ KELİMESİNE AYNI EKLEMİŞ. BEN UYARDIM VE HATTA ARKADAŞLARDANDA UYARAN OLDU. AMA BU ARKADAŞ DEVAM ETTİ. ARTIK SAYFASINDAKİ SOHBET PROGRAMINA UYARILAR YAZMAYA BAŞLADI ARKADAŞLAR. SONRA ORAYADA SINIRLAMA GETİRDİ VE SONUNDA TEPKİLER BAŞKA YERLERDENDE ÇOĞALINCA SOHBET PROGRAMINI KAPATMAK ZORUNDA KALDI. BUNUNLADA KALMADI EN SON YAZISIDA TEPKİLERE KARŞI BİR TEHDİT SAVURUYOR. BUNDAN SONRA BİZLER YORUMLARIMIZI BIRAKMAYA DEVAM ETTİK. SONUNDA BLOGCULAR DIŞINDAKİ YORUMLARADA KAPATTI SAYFASINI. HALBUKİ KUSURA BAKMAYIN BEN BUNDAN SONRA İZİN ALARAK SAYFAMA BAŞKA SAYFALARDAN AKTARACAĞIM DESE OLAY BU NOKTAYA GELMEYECEK. HEM SUÇLU HEMDE GÜÇLÜ MİSALİ. BEN BU TÜR ARKADAŞLARI PROTESTO ETMEYE ÇAĞIRIYORUM SİZLERİ. LÜTFEN BLOGCU ARKADAŞLARIM BU TÜR SİTELERE AMAN VERMEYELİM. BENİM BU KONUYA ÇOK CANIM SIKILDI. GÜNLERDİR NE YAPABİLİRİM DİYE DÜŞÜNDÜM VE SONUNDA YENİ BİR BLOG AÇAYIM VE BENDE KENDİNİ AYNEN KOPYALAYAYIM DİYE DÜŞÜNDÜM BİRKAÇ TANE YAZISINI EKLEDİM BU BLOĞA. AMA SONRA DÜŞÜNDÜM VE ÇOK RAHATSIZ OLDUM. KIZDIĞIM İNSANIN YAPTIĞININ AYNISINI YAPTIĞIM İÇİN KIZDIM KENDİME. VE BU YAZIYI YAZDIKTAN SONRA BU BLOĞU KULLANMAYACAĞIM. YALNIZ SİZLERDEN RİCAM BU ARKADAŞA LÜTFEN UYARI YAZISI YOLLAMANIZ. DEVAM ETSİN İSTERİM AMA BAŞKALARININ BİLGİLERİ İLE DEĞİL. BİRDE BU BLOGDAN PARA KAZANIYOR HERHALDE. SEVGİLİ BLOGCULAR RİCAMI TEKRARLIYORUM. LÜTFEN BU ARKADAŞI UYARALIM VE BU TÜR BLOGLAR İÇİN HEP BİRLİKTE OLALIM.

9/7/2008 ·
Beni
okuyorsanız eğer,
buralara kadar ulaştıysanız yani, sizin de bu ortamda dostluk ve sevgi aradığınızı ya da er geç arayacağınızı düşünüyorum... Örneğin okumakta olduğunuz bu yazıya emek veren kişiler, birbirini görmeden, tanımadan sevdiler, dostluk adına çabalarını sürdürdüler... Birbirimizi görmeden, tanımadan ve sadece "hissederek" yürüttüğümüz dostluk ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor.. Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların.. Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır, birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz (ya da sevmeyiz) ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız.... Değer verir, dost oluruz.. Çok sevdiğim bir şair ve filozofun, Halil Cibran'in sözlerini yazım süresince paylaşacağım sizlerle: "Dostunuz size aklından geçenleri açıklarken ne -hayır-ı ne de -evet-i ona söylemekten korkmayınız. Ve o sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün; Eğer dostun senin içindeki denizin alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin.. Yalnızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki ? O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız boşluğunuzu değil.. Ve dostluğunuzun uyumunda bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın..." Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için, bu tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya bizimki, bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız, güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza.... Gerçekten o kişi mi... Gerçekten böyle mi düşünür... O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz... Sevgi duyduğumuz... Yoksa yalan mı bize söyledikleri.... Yoksa... Yoksa... Bize sevgiden bahseden, yüce duyguları bayrak etmiş kişi, evinde eşini veya çocuklarını döven biri mi? En azından, insanları iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde tanıdıkça kuşkular başlayacaktır... Hiç kimse yalanı sürekli sürdürecek kadar zeki değildir...Ve hiç kimse de bu yalanlara sonsuza kadar inanacak kadar saf değil... Dürüstlük, özgürlük demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla... "Özgürlüğünüz, kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda, daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur..." Sürdürmeye çalışacağımız yalan, hatırlamak zorunda olduğumuz uydurma kişilik en çok kendimizi rahatsız edecektir bir gün..... İnsan karşıısındakini bir süre aldatabilir belki... Hatta uzun bir süre de bunu devam ettirebilir... Ama, kendini kandıramaz, bunu hep sürdüremez... Sürdürürse, kişilik sorunları başlayacaktır, yarattığı kahramanı yaşatmaya çalışırken, kendisini yaralamış, hatta öldürmüş olabilir... Ne kaybederiz oysa, ne olur boyumuz kısa veya uzun ise, zayıf veya şişman isek.... Sağlığımız yerinde veya değil ise... Eksiklerimiz varsa... Paramız olsa veya olmasa... Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak.... Ya da o ülkeye gitmemişsek... Sesimiz güzel değilse... O konuya yabancı isek.... Söylediğimiz yaşta değilsek... Manken-fotomodel bir kadın veya atletik vücuda sahip bir erkek değilsek.. Ya da yaşamımızda olmadığını söylediğimiz birileri varsa... Ne fark eder dostluk adına.. Yalanların esiri olarak yaşamak ve bir gün her şeyden kaçmaktansa, dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize... Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense.... Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa.... "Tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır. Ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir..." Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay.. Zor olan,olduğunu dürüstçe olabilmek..... En acı gerçeğin bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla.... Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun... Unutma, uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir... Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen... Çünkü sen biriciksin, çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri yaratma.. "Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır. Nasıl ki, bir meyvanın yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir. Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz, acınız mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin Kış'ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz... Acılarınızın çoğu kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır... Bu nedenle, içinizdeki hekime güvenin ve uzattığı devayı sükunetle ve yatışarak için.." Karşındakine güvenmek istiyorsan, dürüstlük arıyorsan, önce kendini güvenilir kılmalısın. Bunun da yolu bir; acı da olsa, zor da gelse kendinle tanış ve bize seni sun.. Çünkü biz seni seviyoruz, klavyenin tuşlarındakini sahte dostu değil, sadece ve tam da şu halinle seni ...
9/7/2008 ·
Bugünlerde... Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı.
 
Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz.

Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı.
 
Diplomamız bol ama sağduyumuz az.
 
Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı.
 
İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz.
 
Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz.
 
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz.
 
Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik.
 
Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz.
 
Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.
 
Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık.
 
Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz.
 
Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz.
 
Havayı temizledik ama ruhları kirlettik.
 
Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık.
 
Çok yazıyor ama az gelişiyoruz.
 
Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz.
 
Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla...
 
Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı.
 
Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi.
 
Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı.
 
Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz.
 
"Dünya Barışı" der, silahlanırız! Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalışırız.
 
Yani bugünlerde... Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı...
 
Güzel evlerin yuva olamadığı...
 
Kısa seyahatların, kağıt mendil gibi ilişkilerin...
 
Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin...
 
Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin...
 
Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu... Günlerde yaşıyoruz!
9/7/2008 ·
Günün birinde yeni bir işyeri açmaya kalkarsam,
benimle çalışan herkes önce gülümsemeyi bilenlerin arasından seçilecek. Ve sonra onlar problemlerin üzerinden gülümseyerek atlamayı öğrenecekler. Bütün kapıların üzerinde notlar olacak,kocaman: "GÜLÜMSE"

Güleryüzlü insanlar işsiz kalmaz, aşksız kalmaz.
Güleryüzlü insanlar eşsiz kalmaz, arkadaşsız kalmaz.
Gülümse gülüm. Dikenlerin elbette var ve olmalı.
Ama gül isen önce gülen yüzünü göster.

Çevrende güleryüzlü birini görsen sen de ona tebessüm ederdin değil mi? Elbette. Bunu, çevrendeki birine sormuştum! Onun "elbette" deyişini duydun mu? İnsanlar hazır aslında gülümsemeye, kucaklaşmaya; bir kıvılcım bekliyorlar. Ama herkes bekliyor!


Önce, rahat olmayı dene. Ben, bir karış mesafeden, gözbebeklerinde kendi mimiklerimi ve tebessümümü görerek,
bu tonda konuşuyorsam seninle; Gülümsemeni beklemeye hakkım var, değil mi? Kendini iyi hisset.
Ve gülümse.....
 

Gülümseyen insanlarla mı yoksa
gülümsemeyen insanlarla mı vaktini geçirmek isterdin? İşyerinde, verimin yükselir miydi? yüzüne baktığın herkes gülümsüyor olsaydı? Ve sokaktaki problemler insanlar gülümsediğinde mi
gülümsemediğinde mi daha kolay çözüme ulaşırdı? Kendini iyi hisset.
Ve gülümse....
Gülümsediğinde kendini daha da iyi hissedeceksin.
 

Sen "farkını" göstermek istiyorsan sıradan insanlardan; gülümsemen yeter! . Gücün, düşünme şeklin ve olumlu yapın
gözükecek gülümserken yüzünde. İnsanların içi yüzlerinden okunur. Ve içine göre değil, yüzüne göre davranılır sana! Farkını göster, herkes somurturken: "Kar hepimizin başına yağıyor ama ben gülümseyebiliyorum."

Ödül olmanın "ödülünü" sun kendine,
insanlara tebessümünü sunarak.
Ve bu onuru "yüzünde" taşı,
Gülümse.

Gülümseyerek hatırlayacağınız
bir gün geçirmeniz dileğiyle...
9/7/2008 ·
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama!

Yarım saat erkene kurulsun saatin,

Kedi gibi gerin , ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..

Penceri aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin

Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin

Geceden hazır olsun , yarın ne giyeceğin

Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart

Çek kızarmış ekmek kokusunu içine

Bak güzelim kahvaltının keyfine..

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,

önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin

Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse , aydınlık bir gün dile

Sonra koş git işine , dünden, önceki günden,

hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,

ohhh şöyle bir hafifle

Bir güzel kahve ısmarla kendine,

seni mutlu eden sesi duymak için alo de

Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık

Yağmur varsa ıslan , güneş varsa ısın , hatta üşü hava soğuksa

Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak

Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa,

çocuk görürsen yanağından makas al..

Sonra, şöyle bir düşün , kimler sana yol açtı ,

sen çok darda iken kimler seni ferahlattı ,

hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?

Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara

Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..

Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,

yüzünde güller açtıracak..

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..

Saklama tabakları, bardakları misafire

Sizden ala misafir mi var bu dünyada

Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,

vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyife keyif katar gibi,

lezzete lezzet katar gibi,

eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..

Gece evinde, dostların olsun. Sohbet katık, kahkahan içeceğin olsun..

Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illaki sağlık olsun!

« Önceki ::